True Blood Rpg


İlk ve tek True Blood sitesi, tüm ihtişamı ve mistik çekiciliği ile sizlerle.
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Nick

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Nick Florentino
Şekil Değiştiren
Şekil Değiştiren


Mesaj Sayısı : 3
Popülerlik : 0
Kayıt tarihi : 18/08/12

MesajKonu: Nick   C.tesi Ağus. 18, 2012 3:13 pm

Saat gece yarısına varmak üzereydi. Pencereye vuran kuvvetli rüzgar, dışarıda yağan kar ve kasvetli bir hava... Başka hiç bir şey yoktu. Sokaktaki evlerin ışıkları yanıtkı bir ev dışında. O ev karanlığa mahkumdu sanki... Sanki daha önce orada kimse varolmamış gibi... Kimse dışarı çıkmıyordu herkes evinde ya kitap okuyor yada televizyon seyrediyordu. Kısaca meşgul olacak bir şeyler bulabiliyorlardı. Sadece insanlar değil hayvanlar bile korkar olmuştu. Bütün evlerde hayat belirtisi vardı genede bir ev dışında sokağın sonundaki ev dışında... Bu evde ışıklar kapatılmış camlar kapatılmıştı, camlar kapatılmakla kalmamış üstelik birde kilit takılmıştı. Evin her köşesinde korku vardı, her duvarda her pencere de korkunun fısıltısı geliyordu. Ama kendini ne kadar kapatırsa kapatsın korumaya aldığını düşünürse düşünsün o günün geleceğini biliyordu. Bir gün arkadaşları, ailesi ve tanıdıkları onutacaktı. Evine bir gün ecel gelecekti kendisini korumasına bile gerek yoktu. Her günü lanetliyordu bazı zamanlar artık ölüm zamanının gelmesi için yalvardığı bile oluyordu.

Güneş neredeyse doğacaktı yeni bir güne başlayacaktı. Sıkılmış bir vaziyette oturağında oturmaya devam etti. Bugün canının alınacağını hissediyordu tıpkı 1 bir sene önceki rüyasında olduğu gibi. Bu rüyada ki kadın ona şöyle demişti ''Bir gün ecel gelecek ve canını alacak o günü ne ben ne bir başkası biliyor ama o gün geldiğinde bunu hissedeceksin'' Evin en ücra köşesinde oturup eceli beklemeye devam ediyordu korkuyordu, pişmandı ne yapacağını bile bilmiyordu ölümü zorlumu olacaktı? Yoksa tereyağından kıl çeker kadar hızlı mı? Bunu düşünecek vakti kendine ayırabiliyordu çünkü ne yapacak bir işi nede meşgul olacak bir şeye sahipti. Bugün o yoğun ölüm hissi artmıştı sanki emindi bugün öleceğine.

Bulunduğu sokakta herkes dışarı çıkmaya başlamıştı sokaklar cıvıl cıvıl olmuştu bir anda. Çocuklar eğleniyor koşuyorlardı her şeyden habersizlerdi. Kötülük yavaş yavaş yayılmaya devam ediyordu, kimsenin haberi yoktu bugün öleceklerinden. Hissedilenler yalan değildi felaket gelmişti artık. Bulutların arasından geçen bir kaç sis bulutu görüldü gökyüzünü kaplıyordu sis bulutları yere dahada yakından geçmeye başladılar sürekli, her an yakınlaşıyordu insanlar dakikalar, saniyeler geçtikçe haberdar oluyordu bu günün kötülüğünden.

Bazı yerlerde sis bulutları insan şekillerine bürünmeye başlıyordu yaş, cinsiyet ayrımı yapmadan öldürüyorlardı kimseyi hayatta bırakmayacaklardı belli. Bütün insanlar habersizdi yan binadan çığlıklar yükseldi. Evin ücra köşesinde oturan çocuk korkunun içindeydi yavaşça asasını cebinden çıkarttı bu ecel değildi sadece bir kaç büyücü ve cadı belli ki ölüm yiyen. Genç en azından kendisini savunabirdi ecel sonra da gelebilirdi lakin şimdi ölüme karşı direnecekti. Ayağa kalktı uzun zamandır yapmadığı bir şey yapmak için bir kaç büyü denemeye karar verdi. Eski büyü okulunda olduğu kadar berbattı hala bu işte.

Kapının kulpundan yavaşça sesler gelmeye başlamıştı artık evin içine girmeye başlıyordu sis. Saf kötülük evin her yerine yayılmaya başlamıştı antrenin orda ki merdivenlerden sessizce, öldürmek için çıkan kişilerin ayak sesleri yükseliyordu. Büyücü her yükselen adımda asasını elinde daha da sıkıyordu kendisini savunacaktı basit bir muggle gibi hayata son vermeyecekti o bir büyücüydü ailesine kıyasla kanı değerliydi. Asasını hızlıca savurdu ve kapıyı kapattı. Neredeyse yerinden sökülecekti bazen sinirle gücünü kontrol edemiyor ve kazalara yol açabiliyordu. Asasını kapıya doğrultmuş gelen ilk kişiyi öldürmeyi düşünüyordu.

Kapı usulca sonuna kadar açıldı içeri giren rüyalarındaki beyaz cüppeli bir kadındı. ''Canını almak için geldim hazırlan.'' Büyücü bunun karşısında dona kalmıştı, damarlarındaki kan buz kesilmişti adeta. ''Kendimi buna teslim etmicem yaşamalıyım ben, Expelliarmus!'' Asasını beyaz kıyafetli kadının kalbine dayayarak bu büyüyü yapmıştı beyaz saçlı güzel bayan karşısında can vermişti. O an farketmiştiki rüyalarında ki kişi bu değildi o onun canını almak için gelen bir ölüm yiyendi. Büyünün esiri olmuştu genç büyücü bu kadına kanarak bir yılını böyle ücra bir evde ucube hayatı yaşayarak sürdürmüştü.

Kendisini toplarlamıştı artık, evinden dışarıya çıkıp insanları arkasından öldüren bu kalleşliğe son vermeliydi. Onlara yardım etmeli ve durdurmalıydı. Asasını artık daha güvenle tutuyordu önüne geleni geri savuruyor ve bunu yapan baş ölüm yiyeni bulup öldürmeyi arzuluyordu. İlk kez bir lanet yapıp onu yok edecekti. Buharlaşmayı deneyerek hızlıca onu bulmaya başlamıştı kim olduğu hakkında bir tahmini vardı.


Pelerinli adam kahkahalar ile gülerken, Nick de arkasından ona katıldı. İşte yaptığı hatanın devamı buradan devam ediyordu. Onu anında susturmak yerine kendisine şaşırmayacak biçimde durdu ve Nick'e baktı. Şaşkındı. Ama büyücü kendinden emindi. “Evet, eski dostum bana gösterdiğin ruyanın aynısı gerçekleşti gibi görünüyor. Ben korkuyu ve pişmanlığı hissettim…” işaret parmağı ile kalbine dokunarak “…Tam burada ve sen sadece ve sadece en büyük olduğunu hissettin ve yanıldın. Gösterdiğin ruya bunu söylemiyor ama senin düşüncelerin bunu gösteriyor ve sen yanıldın. Bunu sakın unutma! Bundan sonra korkan ve bekleyen ben olmayacağım bundan sonra korkan sen olacaksın . Ölümü bekleyen ve bu bekleyişte deliren sen olacaksın!” Sözleri bittiğinde ikisi de birbirine bakıyordu. Nick'in kanlanmış ve korkulu gözleri gitmiş yerine korkusuz bir bakış gelmişti. Diğer büyücü ise yüzü, gözü ve diğer tüm uzuzları ile tedirgindi. Bu yüzden hiçbir şey yapamıyordu. İlk defa tedirgin oluyordu ve o sözlerden sonra gerçekten korkacak mıyım diye düşünüyordu. O asla korkmazdı. O büyücü veya Muggle kim olursa olsun tek bakışı ile her insanın içine korku salardı şimdi ise karşısındaki adamın gülüşünden korkuyordu, söylediği sözlerden korkuyordu ve en önemlisi bundan sonra olacaklardan korkuyordu. Nick adamın açığından yararlanarak asasını kalbine dayadı. ''Henüz hiç bir şey söyleyemedin bu senin için üzücü ama...'' Nick henüz sözlerini tamamlayamadan adam kara bir sise dönüşerek üzerinde süzülmeye başladı Nick ne yapacağını bilemedi bu zamana kadar onu hapsedene kadarşı bir şeyler yapması beklenirdi. Sis buharı bir anda onu boğacak kadar yakına geldi ve bedene dönüştü. ''Bak süslü cümleleri bırak en güçlü olacak benim sen buna karşı çıkamayacaksın Nick Florentino!'' Bunun üzerine çok yetersiz olduğnuu düşündü ve için kasvetlendi adeta. Büyücü bunun onu durdurmasını istemiyordu hızlı hamleyle arkasını döndü ve asasını savurarak onu geri püskürttü. ''Korkak bir hile ile beni durduramazsın! Avada Kedavra!'' Jason büyüyle birlikte bedeninde acımsızlık duygusunun da varlığını hissetti bu dövüşte ölmemişti ama ecel çok yakındaydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Antoienette Véux
Medyum | Cadıların Başı
Medyum | Cadıların Başı
avatar

Mesaj Sayısı : 58
Popülerlik : 0
Kayıt tarihi : 12/08/12

MesajKonu: Geri: Nick   Paz Ağus. 19, 2012 11:18 am

25/25 Betimleme
15/15 İmla ve Mantık Hataları
13/15 Akıcılık
18/20 Kurgu
10/10 Görünüş ve Paragraf Düzeni
15/15 Uzunluk (En az 30 satır)

Toplam 96 puan. True Blood Rpg'ye hoşgeldin!

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://truebloodrpg.yetkinforum.net/
 
Nick
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
True Blood Rpg :: Karakter Yaratma :: Rpg Kutusu :: Rpg Puanlama-
Buraya geçin: